İmkânsız Aşk Hikâyeleri | Hanımların Dünyası

loading...

İmkânsız Aşk Hikâyeleri

İmkânsız Aşk Hikâyeleri

İmkânsız Aşk Hikâyeleri

İmkânsızın kelime anlamı, gerçek hayatla hiçbir alakası olmayan zor gibi görünen şeyler için kullanılan bir tabirdir. Ayrıca gerçekleşmesi zor durumlar içinde kullanılmaktadır. İmkânsız tabiri gerçekleşmesi zor olan farklı olaylar için kullanılsa da, yaşanan derin aşklar içinde “ imkânsız aşk” tabiri çok sık kullanılmaktadır. Tarihimize baktığımızda birçok imkânsız aşk hikâyesi olduğunu görürüz. Bu imkânsız aşk hikâyelerini okuduğumuzda “vay be! Nasıl ve ne güzel yaşanmış bu aşklar” diye düşünmekten de kendimizi alamayız. Çünkü dinlediğimiz bu hikâyeler hepimizin ruhunda derin düşüncelere sebep olur. Her ne kadar eski zamanlarda yaşanmış gibi görünen bu aşk hikâyeleri günümüzde de yaşanmaktadır. İmkânsız aşk yaşamak çok zordur. Bu derde düşenler çok üzülürler, ağlarlar, yeri gelir gülmeyi unuturlar ama gün gelir bu yaşadıkları hallere mutlu da olurlar ve havalara uçarlar. İmkânsız aşka yakalanmış kişiler özlem duygusunun en büyüğünü yaşarlar. Çünkü yeri gelir günlerce, aylarca hatta yıllarca sevdiği kişiyi göremeyebilirler. Bazen âşık olduğunuz kişi yanı başınızdadır ve siz ona yakalaşamazsınız. Dokunmak isteseniz dokunamazsınız. Düşünsenize gönülden bağlı olduğunuz kişi yanınızda ve siz onun yanına gidip duygularınızı haykıramıyorsanız. Tabi sevdiğiniz kişi de aynı durumdadır. Onun üzülmesi de sizin aşk acınızı daha da arttırmaktadır. Bu yazdıklarımız birçok kişiye tuhaf gelebilir. Ama böyle imkânsız aşk hikayeleri dünya tarihinde hep yaşanmıştır ve yaşanmaya da devam etmekte. Bunu ancak imkânsız aşka yakalanmış kişiler anlayabilir. Anlamak istemeyen kişiler ise aşk ve sevdaya dair inançlarını kaybettikleri için anlamak istemezler.

Aşkı tarif et deseler herkes farklı bir şekilde açıklar. Ama gerçek aşkı sadece imkânsız aşk hikâyelerinin kahramanları açıklayabilir. Tarih boyunca yaşanmış en büyük ve en bilindik imkânsız aşk hikâyeleri şunlardır: Leyle ile Mecnun, Ferhat ile Şirin, Romeo ve Juliet, Kerem ile Aslı, La Celestine, Prenses Gelin vb. gibi imkânsız aşk hikayelerinden bazılarıdır. Gelin şimdi bu imkânsız aşk hikayelerinden biri olan Leyla ile Mecnun’un destansı aşklarına hep birlikte bir bakalım. Leyla İle Mecnun: Mecnun, ünlü bir kabilenin oğlu olarak dünyaya gelen bir gençtir. Mecnunun asıl ismi Kays olarak bilinir. Leyla ise başka bir kabile reyisinin kızıdır ve Kays ile gittikleri okulda tanışırlar. Bu tanışmanın ardından iki genç birbirlerine aşık olurlar. Bu durumu Leyla’nın annesi tarafından öğrenilince bu aşkı kabul etmez ve engel olmak için elinden geleni yapmaya başlar. Hatta kızı Leyla’yı bir daha okula göndermez. Bu durum Leyla ile Mecnun’un birbirlerini görememelerine neden olur. Kays, Leyla’yı okulda göremeyince çok üzülür ve deli divane olmuş bir şekilde çöllere düşer.

O günden sonra çöllerde çaresiz bir şekilde dolaştığı için, çılgın ve deli anlamlarına gelen Mecnun olarak anılmaya başlar. Mecnunun bu haline dayanamayan babası Leyla’yı oğluna istemek için kızın babasına gitse de olumlu bir cevap alamaz ve Leyla’yı Mecnun’a vermezler. Bu duruma daha fazla dayanamayan Leyla da evden kaçarak çöllerde Mecnun’u aramaya başlar. Ancak Mecnun’u çok farklı bir halde bulur ve Mecnun Leyla’yı tanımaz. Çünkü Mecnun artık mecazi aşktan ilahi aşka yükselmiştir. Durumu öğrenen Mecnun’un babası oğlunu iyileşmesi için duaların kabul olduğu yer olan Kâbe’ye götürür. Mecnun Kâbe’de daha fazla dua eder ve aşkı daha artar. Üstelik bir yanda Leyla’ya duyduğu aşk artmış diğer yandan da ilahi aşkın lezzetine varmıştır. Aşkının artmasıyla birlikte tekrar çöllere dönen Mecnun adeta deli divane gibi dolaşmaya başlamıştır. Bir zaman sonra Leyla’yı bir başka kişiyle evlendirirler. Fakat Leyla evlendiği kişiyi bir şekilde korkutarak kendinden uzak tutmayı başarır. Bunu duyan Mecnun’un üzüntüsü bin kat daha artmıştır. Ancak bir süre sonra Mecnun’un ahı tutar ve Leyla’nın evlendiği kişi ölür. Eşi ölen Leyla Mecnun’u aramak için tekrar çöllere düşer. Mecnun’u bulduğunda onun ermiş bir kişi olduğunu ve kendisine duyduğu dünyalık hislerin yok olduğunu anlayınca buna dayanamaz ve hastalanarak yataklara düşer. Bu hastalıktan kurtulamayan Leyla bir süre sonra ölür. Leyla’nın ölüm haberini alan Mecnun Leyla’nın mezarına giderek toprağa sarılır ve feryadı figan eder ve Allah’a yalvarmaya başlar. Bu yakarışlar halinde Mecnun’da ruhunu teslim eder. Mecnun’un yakın arkadaşlarından biri rüyasında cennette iki gencin el ele dolaştıklarını ve çok mutlu olduklarını görür. Rivayet olunur ki, bu iki gencin dünyada buluşamayan Leyla ile Mecnun olduğudur. Dünyada kavuşamayan bu âşıklar cennette buluşmuşlardır.

En çok bilinen ve gıpta edilen imkânsız aşk hikâyelerinden biridir Leyla ile Mecnun. Çoğu kişi tarafından” bu kadar da olmaz” dense de eski zamanlarda yaşanmış daha birçok imkânsız aşk hikâyeleri vardır. Bu aşklar daha sonraları kaleme dökülerek muhteşem edebi eserler ortaya çıkmıştır. Âşıkların bu hikâyeleri hem romanlaştırılmış hem de tiyatro, müzikhol, opera ve sinema olarak bizlere sunulmuştur. Bu imkânsız aşk hikayeleri çocukluğumuzla bize masal olarak anlatılmış ve birçoğumuz böyle derin aşk hikayelerini dinleyerek büyümüşüzdür. Peki, bu imkânsız aşkın arkasındaki nedenler nelerdir? Bu soruya verilecek sayısız cevap vardır. Bu nedenler hayranlık, şefkat, duygusallık, bağımlılık, ihtiyaç ve başkasına duyulan merhamet olabilir. Ama bazen hiçbir neden olmadan da imkânsız bir aşkın peşine düşülebilir. Bu duruma çoğu zaman kişiler bile bir anlam veremezler. Ama insanoğlu için ulaşılamayan şeyler bazen daha kıymetli olmaktadır. Başlangıçta bir maceraya atılmak gibi gelse de sonraları işin ciddiye binmesiyle birlikte ruhlarında esen fırtınalar aşığa ızdırap gibi gelebilir. Bazen de bu durum onlar için bambaşka bir mutluluk kaynağı olabilir. Tarihte yaşanmış imkânsız aşk hikayelerine baktığımızda kavuşabilen âşıklar pek yoktur. Onlar bir gün kavuşma umuduyla aşklarını hep taze tutmayı başarmışlardır. Hatta aşkları azalacağına her geçen gün daha da artmıştır.

Bazı imkansız aşk hikayeleri ise karşılıksız platonik aşk olarak başlar. Bu aşklar daha da acı vericidir. Çünkü aşkınızı tek başına yaşamak zorunda kalırsınız ve derdinizi kimseye anlatamazsınız. Hatta âşık olduğunuz kişiye bile duygularınızı açmaktan çekinirsiniz. Bu durum eğer karşı tarafa açılmadığınız takdirde uzun bir süre sürebilir. Diyelim ki aşık olduğunuz kişiye açılma cesareti gösterdiniz ama karşı tarafın duygularınıza karşılık vermeme durumu da vardır. Bu tüm ümitlerinizin yıkıldığı andır ve aşkınızın imkânsız hale dönüşmesine neden olur. Bir anda tüm dünya başınızın üstüne yıkılır sanki ama bir süre sonra yine aynı umutları yüreğinde yeşermeye başlar. Bu tür platonik aşkların çok az bir kısmı kavuşmayla son bulmuştur. Genellikle tek başına başlayan duygusal hisler tek başına olarak uzun süre devam eder. Bu aşk acısı zamanla meleke haline gelir ve artık acı yerine anlatılamayacak derecede güzel hislere dönüşür. İşte bu tür durumları yaşanlara aşk sorulduğunda aşkın tam da bu olduğunu söylerler. Gerek eski zamanlarda yaşanan imkânsız aşk hikâyeleri olsun ister günümüzde bu tür aşklar yaşansın, hikayeleri öğrenildiğinde herkes kendinden bir şeyler bulur bu hikayelerde. Birçok kişinin geçmişte benzer duygular hissettiği anlaşılır. Çoğumuz “bu kadarına da pes” dedirten hikâyeler okumuşuzdur. Bu hikâyelere hem gıpta ederek dinleriz hem de böyle bir imkânsız aşka düşmekten korkarız.

loading...

  • Yazar :

    Hanımların Dünyası Editörü
    iletisim@hanimlarindunyasi.com

BENZER YAZILAR

Yorum Yaz

500 karakter kaldı

Henüz hiç yorum yapılmadı.

EN GÜNCEL İÇERİKLERİMİZDEN BAŞLIKLAR

email kaydol hotmail kaydol
fb