DUKE İstanbul Restaurant ve Bar Trump Towers | Hanımların Dünyası

loading...

DUKE İstanbul Restaurant ve Bar Trump Towers

DUKE İstanbul Restaurant ve Bar Trump Towers

DUKE Restaurant İngiliz mekanlarından sonra da Trump Towers’da ki mekanı ile özel müşterilerine hizmet vermek için kusursuz bir biçimde hazırlandı.

Trump Towers’ın ikinci katında, 2200 metrekare alan üzerine konumlanmış bu harika mekan, İstanbul ve Londra’nın büyülü atmosferini bir arada hissedeceğiniz yepyeni bir konsept sunuyor.

“DUKE”, şehrin en dinamik halini tepeden seyrederken, sessiz ve yeşilliklerle kaplı bir İngiliz bahçesi içinde, iyi bir yemek ve keyifli bir sohbetin tadına aynı anda varabileceğiniz bir mekan…

İngiliz D&D London Group, Sele İstanbul Restoran Grubu ve Doğan Medya Grup Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Ali Yalçındağ ortaklığında kurulan DUKE Restaurant, İstanbul’un yeme-içme sektörüne farklı bir bakış açısı getiriyor.

İstanbul’un göbeğinde bir Londra’lı

Mayıs ayında dünyanın en kozmopolit ve cazibeli iki şehri; Londra ve İstanbul’un büyüsünü kutlayan bir açılış ile hizmete girecek DUKE Restaurant, Londra’yı İstanbul’un göbeğine taşıyor.

Londra, Paris, New York, Kopenhag ve Tokyo gibi dünyanın birçok şehrinde farklı konseptlerdeki 30’un üzerindeki restoran işletmeleriyle fark yaratan D&D London ve 1983 yılından bu yana Türkiye’de Borsa, Masa, X Restaurant, İstanbul Modern Restoran gibi mekanların işletmesini başarıyla yürüten Özkanca Ailesi’ne ait Sele İstanbul Restaurant Group ve Doğan Holding Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Ali Yalçındağ ortaklığında kurulan DUKE İstanbul, lezzet tutkunlarına çok özel bir ortam ve seçkin bir menü sunuyor.

Yaz ayları “İngiliz bahçesinde” daha keyifli…

Trump Towers’ta bulunan DUKE Restaurant, 400 m2’lik iç alanda konuşlanan Dining Room, Bar ve Lounge alanları, yeşilliklerle çevrili geniş bir teras ve özel etkinlikler için dizayn edilen Private Dining Room olarak 3 ana bölümden oluşuyor.

DUKE Restaurant’ın 900 metrekare alana sahip çift taraflı teras dekorasyonunda, su, ateş ve rüzgar öğeleri uyumlu bir şekilde bir araya getirildi. Özel tasarım bir heykelin yer aldığı teras alanı 200 kişilik oturma, 32 kişilik bar kapasitesine sahip. Dedon marka mobilyalar ve Thomas Heatherwick Spun tasarımı pufların kullanıldığı, yeşilliklerle kaplı terasta bir “İngiliz Bahçesi” yaratıldı.

Tasarımda İngiliz asaleti

İç mimarisini Conran&Partners’ın yaptığı, koyu ahşap, füme gri ve pirinç renklerin ağırlıkta kullanıldığı DUKE; Grill, Dining ve Bar olarak 3 ana bölümden oluşuyor. 134 kişilik oturma, 26 kişilik bar kapasitesine sahip 400 metrekarelik bu alan, dünyaca ünlü Alman, İtalyan ve İngiliz mobilya markaları ile döşendi. Arabeskato tekniği ile yapılmış mermer kolonlar, İtalyan Grigio Carnico imzalı. Masalar; Carrara Bianco, sandalyeler; ünlü İngiliz tasarımcı Jasper Morrison’un BAC Chairs ürünlerinden seçildi. Mekanda ağırlıklı olarak İngiliz kült tasarım objeleri kullanıldı. Yemek alanının çevresinde yer alan ve konukların yemek öncesi ve sonrasında faydalanabilecekleri “lounge” bölümü, İngiliz klasiği Chesterfield koltuklarla rahat bir ortam sunuyor.

DUKE’ da kullanılan obje ve duvarlarda yer alan sanat eserleri İngiltere’nin en önemli çağdaş sanatçılarından Elaine Mullings, Hirofumi Isoya ve Hoxton Art Gallerie ekibi tarafından tasarlandı. Mekanın duvarları, çok özel malzemelerle üretilen ve “Büyük Şehirler” konseptli çalışmalarla özgün bir sanat eserine dönüştü.

Özel davetler için “Private Dining Room”

DUKE’te, ana restorana bir galeri ve şarap kavı ile bağlanan 95 metrekare alana sahip iki adet Private Dining Room yer alıyor. İsteğe göre tek bir salon olarak da kullanılabilen bu alanlarda özel davetler ve gruplar için 100 kişi bir arada ağırlanabiliyor.

DUKE’te çok özel lezzetler

DUKE’un yerel ve mevsimsel malzemeler içeren menüsü klasik ve çağdaş İngiliz yorumu ile günümüz Londra’sının gerçek lezzetlerini yansıtıyor.

Ünlü Fransız şef Mickael Weiss tarafından tasarlanan menüde hem geleneksel hem de modern İngiliz yorumları yer alıyor. Mickael Weiss’in misafirlerine, İstanbul’da ilk kez rastlanacak eşsiz bir yeme-içme deneyimi sunacağı lezzetler arasında zengin Osmanlı mirasından yerel etkiler de görülüyor.

Menüde öne çıkanlar arasında hem restoranda hem de terasta bulunan suşi bar, sıcak aylarda özel seçim taze balık, kırmızı et ve beyaz etin dışarıda mangal kömürü ve odun fırınında ızgara sunumları yer alıyor.

Sıcak yaz aylarında şehrin dinamik halini tepeden seyrederken, sessiz ve yeşilliklerle kaplı İngiliz bahçesi içindeki “açık mutfak”; et ızgaralardan kömür üzerinde pişirilen balık ve tavuklara, ahşap ateş fırın üzerinde büyük kızartmalara, ekmek ve iştah açıcı turtalardan “Raw Bar”da sashimi, suşi ve salatalara kadar birbirinden farklı lezzetleri bir arada sunuyor.

İngiliz mutfağının bu seçkin tatlarına mükemmel hazırlanmış kokteyller, kaliteli şaraplar ve şampanyalar eşlik ediyor…

Sıra dışı bir konsept: Açık mutfak

Mekana bir başka dinamik katan unsur ise kocaman bir açık mutfağının olması…

Mükemmel bir uyum ve disiplin ile çalışan mutfak ekibini izleyabileceğiniz açık mutfağın yanı sıra ortada mekanın kalbi olarak konumlandırılan büyük ve şık pirinç bir bar göz alıyor.

İskandinav tasarımı, özel yapım siyah deri bar sandalyeleri ile dekore edilen barın üzerindeki dev aydınlatma Hoxton Art Gallery tarafından tasarlandı. Adeta bir çağdaş sanat eseri olan bu aydınlatmada özel bir ışık tasarımı kullanılarak mum ışığı etkisi sağlandı.

Ana barın bir köşesinde ise özel tasarımıyla 12 kişinin aynı anda oturabildiği bir “Sushi Bar” bulunuyor. Mekanın girişinde ise fesleğen, nane ve biberiye gibi taze bitkilerin sunulduğu eskitme pirinçten cam bir vitrin yer alıyor.

Mekanda ayrıca 10 kişilik “Şef’in Masası” özel akşam yemeği bölümü de bulunuyor. Özel rezervasyon ile servis veren bu bölümde istediğiniz menüyü oluştururken, şef ile bir akşam yemeği yiyebiliyor, yemekler hakkında detaylı bilgiye sahip olabiliyorsunuz.

loading...

  • Yazar :

    Hanımların Dünyası Editörü
    iletisim@hanimlarindunyasi.com

EN GÜNCEL İÇERİKLERİMİZDEN BAŞLIKLAR

email kaydol hotmail kaydol
fb